Haber

Beşiktaş’ta görevi bırakmam söz konusu olamaz



Beşiktaş Teknik Direktörü Sergen Yalçın, A Spor’a önemli açıklamalar yaptı. İşte başarılı teknik adamın öne çıkan sözleri:

“BENİM BAŞARI KRİTERİM FARKLI”

“Teknik ekip ve benim de katkım var, başkanın da yönetim kurulunun da katkısı var. Yakınımızda olmasa da taraftarların da katkısı var. Benim başarı kriterim daha farklı, kendi adıma daha farklı şeyleri başarı olarak görüyorum.”

“İKİ GENÇ KALECİ İLE OYNADIM”

“Çıkıp her şeyi televizyonlarda anlatamıyorsun. Çıkıp her şeyi konuştuğunda farklı yerlere gidiyor iş. Benim için başarı kriteri çok farklı. Ben iki tane genç kaleci ile oynadım, benim için başarı kriteri bu. 20 yaşında Rıdvan’ı camiaya kazandırmaya çalıştım, benim için başarı kriteri bu. Kulübe hiçbir ekonomik sıkıntı yaşatmadım, tarihin en ekonomik kadrosuyla 2 kupa kazandım, benim için başarı bu. 40-42 maçın olduğu sezonda, bu kadar sıkıntılı bir süreçte kadroyu böyle tutmak, kalecileri, Rıdvan’ı böyle kullanmak…”

“EN BÜYÜK BAŞARISIZLIĞIM GÜVEN”

“En büyük başarısızlığım da Güven, çok ümitliydim, bir türlü işin içine sokamadım. Bence çok yetenekli bir oyuncu, ona da zaman verdik kafasını dinlesin diye. Beşiktaş’a çok ciddi şeyler katabilecek kapasitesi ve yeteneği var, inşallah önümüzdeki sezon değişkenlik yaşayarak takımına döner.”

“AVRUPA İÇİN DOĞRU ZAMAN DEĞİLDİ”

“Geçen sezon bizim için Avrupa açısından doğru zaman değildi. Ben de çok bir şey beklemiyordum zaten. Hazırlık sürecini iyi geçirmeden maça çıktık, kolay değildi bu durum.”

“LİGİN EN İYİSİ WELİNTON”

“Ligin istatistiksel olarak en iyi oyuncusu Welinton. Oyuncuları alırken bir ekonomi var. Bize 5 milyon euroluk oyuncu alalım dediler de biz almadık mı? Welinton ekonomik olarak bize çok uygun ve performans olarak da Alanya’dan tanıdığım bir oyuncu, ne alacağımızı biliyorum. N’Sakala konusunda da çok eleştiri oluyor. Önce ekonomiyi konuşun, sonra transferi konuşun. Biz de 100-150 milyonluk takım yapmayı biliriz ama ortada gerçekler var. Hem başarılı olmak, hem de ekonomiyi korumak zorundayız. Devre arasında 1 oyuncu aldık, o da Cenk, sakatlandı, çok kullanamadık.”

“KULÜBÜN EKONOMİSİNE ZARAR VERDİRMEDİM”

“Ben kulübün ekonomisine zarar verdirmedim, para harcatmadım. Elimizdeki mevcut kadroyla bir yerlere gelmeye çalıştık. Sonuçta 2 kupa kazandık, tabii ki mutlu olduk. Bu kadar sıkıntılı süreçten çık, ekonomi var, pandemi var, oyuncu alamıyorsun, sıkıntı yaşıyoruz, lig başlamış 6 hafta olmuş, eleştiriliyoruz, arkamızdan hocalarla konuşuluyor, biliyoruz hepsini ama hiçbir açıklama yapmıyoruz, sadece işimize konsantre oluyoruz.”

“BEŞİKTAŞ’I BIRAKMAM SÖZ KONUSU OLAMAZ”

Benim Beşiktaş’ta görevi bırakmam söz konusu olamaz. Taraftarın bu kadar destek verdiği bir yerde, ben görevi bırakamam. Biz başarılı olacağız. Ben yenildiğimiz maçtan sonra, şampiyon olacağımızı söyledim. Biz her şeyimizi sonuna kadar vereceğiz.

“İMZALANDIKTAN SONRA ‘YAKIŞTIK’ Dedim”

İmza töreninden sonra ‘Yandık’ dedim. Üstümüzdeki sorumluluğu o an hissettim. ‘Biz burada başarılı olmak zorundayız’ dedim.

“MİLLİ TAKIMDAN HERKES SAKAT DÖNDÜ”

“Ben hep nisan ayını işaret ettim. O curcunada tam kadro olmamız önemliydi, kalamadık bir türlü. Milli takımdan herkes bir döndü, herkes sakat.”

“HERKES ‘BEŞİKTAŞ HAK ETTİ’ DİYOR”

“Ortada bir oyun var, sen istediğin kadar o, bu, şu eksik de. Sahada reaksiyon veren oyuncular var. Oyunun güçlü olması sezonun büyük bölümünde var. Sezon başında maçları da kaybettik. Biz şampiyon olduk, herkes ‘Beşiktaş hak etti’ diyor, benim için en güzeli bu, demek ki bir şeyler vermişiz. Sen sanatçısın bir şey sunmak zorundasın. Millet geliyor güçlü oyunu görüyor. O zaman insanlar da maça gelmek isteyeceklerdir. Bunu verebiliyorsan o zaman işini doğru yapıyorsun demektir.”

“GHEZZAL’İ BİR DAKİKA SEYRETTİM”

“Ghezzal’ı telefondan 1 dakika seyrettim, oyuncuyu bir gördüm, ‘Bu nerede?’ dedim. ‘Bunu hemen getirin’ dedim. Öyle aldık yani ve parasının yarısını Leicester ödüyor, öyle ekonomik aldık. Oyuncuda yetenek varsa, Ozan Tufan gibi, onu ortaya çıkarmak çok zor değil, sadece oyuncunun istemesi gerekiyor. Larin mesela santrfor diye tabir edildi ama santrfor oynayabilecek özelliklere sahip değil, arkası dönük çok faydalı değil. Hızlı, hava hakimiyeti iyi, koşuları iyi yapıyor. Olmayan bir pozisyonda oynatırsan performans alamıyorsun. Performans alabileceğin yerde oynatırsan zaten performans alabiliyorsun. Ozan’ın da bana geldiğinde durumu belliydi, ‘Sen futbolcusun, böyle oynaman gerekiyor’ dedik. Biz oyunculara çok fazla baskı falan yapmıyoruz, benim oyuncularım her zaman serbesttir, benim oyuncum nerede ne yapacağını bilir. Bazen oyuncularla ufak tefek sorunlar da yaşıyoruz. Biz problem çözmek için bu işi yapıyoruz, problem çözen adam antrenör olur. Sezon başından beri çalışıyoruz, antrenmanlarda ufak tefek sorunlar yaşadık, en kısa sürede çözdük.”

“ŞAMPİYONLUKTAN ANLADIĞINIZ MADDİYAT MI?”

“Televizyonda sürekli maddiyat konuşuyorlar, sizin şampiyonluklardan anladığınız bu mu? Biz daha farklı duygular tatmak istiyoruz, başka duygular tatmak istiyoruz. Bana kontrat getirdiler, ben ne yazdığını bilmiyorum, okumadım. 1 sayfasını bile okumadım. Anladığınız maddiyat mı? Tabii ki maddiyat kısmı var, ciddi bir iş yapıyoruz ama biz bunu anlamıyoruz. Biz sürdürülebilir başarı, kurulacak kadro anlıyoruz. Şampiyonlar Ligi, lig oynayacağız, nasıl bir kadro kuracağız? 2 kupa kazandık, şampiyon olduk, ne oldu? Onunla mı övüneceğiz? Maddiyat mı anladınız? Konuşulanları duyunca üzülüyorum gerçekten.”

“BAŞKAN HERKESİN MAAŞINI ÖDEDİ, ÖNEMLİ BİR İŞ YAPTI”

“Tamam çok zor bir sezon geçirdik, savaştık. Başkan herkesin maaşını, primini gününde ödedi, çok önemli iş yaptı, bu çok önemli. Her oyuncu Nisan ayında maaşını almıştı. Dön arkaya, öyle gitmiyor o işler. Bu marifet mi dersen, Türkiye’de marifet. Almanya’da, İngiltere’de değil ama Türkiye’de marifet. Başkan o kadar sorumluluğun altına girmiş, o kadar uğraşmış. Geçen sene geldiğimizde ne problemler vardı. Bu sene toparladılar, düzenlediler, kampanyalar yaptılar, ben kendi kontratımda ekonomiye yardımcı oldum. Sezon içinde de hiçbir şey istemedik, ne maddi, ne manevi, ne bir oyuncu istedik. Elimizdekiyle yapılacak en iyi şeyi yapmaya çalıştık. Başarılı olduk, konuşuluyor, olamasaydık ne olacaktı? Ülke futbolu maalesef böyle. Biz sürdürülebilir başarı istiyoruz.”

“BENİM TEKNİK DİREKTÖRLÜĞÜME BAK”

“Benim oyuncuyken yaptıklarımı konuşuyorlar. Sana ne kardeşim! Benim teknik direktörlüğüme bak. Ben bir şeyler verebiliyor muyum, oyuncularla iletişimim nasıl, başarılı olabiliyor muyum? Yok 15 sene onu yapmış, yok 20 sene önce bunu yapmış. Hangi dünyada yaşıyorsunuz siz. Biz başarılı olduk, bitti. Yarın ne yapacağız? Şampiyonlar Ligi oynayacağız, kadro kurabilecek miyiz, ne yapacağız. Villarreal diyoruz, İspanya’nın baş altı takımı, 250 milyon euro bütçesi var. Bizim bütçemiz 25-30 milyon euro. 25-30 milyon euroluk bütçeyle, 1 milyar euro bütçesi olan takımlarla oynayacaksın. Nasıl olacak?”

“YÖNETİMLE HİÇ GÖRÜŞMEDİM”

“İnşallah seneye Beşiktaş’ta olurum, tabii ki çalışmak istiyorum. Neden olmayayım? Yönetimle daha hiç görüşmedim. Hoca şu kadar istiyor, onu istiyor, bunu istiyor. Biz başka şeyler istiyoruz, maddi konu, en son konu. Önce sistemi, kadroyu konuşacağız, kontrat kısmını daha sonra konuşacağız. Ben başarılı olmayacağım yerde çalışamam, ben başarılı olmak zorundayım. Artık daha fazlasını yapmamız gerekiyor, sürdürülebilir başarı yakalamamız gerekiyor. Bunun için maddiyat önemli değil.”

“ABOUBAKAR İLE PROBLEM YAŞADIK”

“Aboubakar ile sezon içinde bir problem yaşadık. Malatya maçından sonra oyundan çıkarken el kol hareketi vardı ki doğru bir hareket değildi. 87. dakikada oyundan çıkan bir oyuncu öyle bir hareket yapamaz, ayıp olur. 45’te çıkarsın isyan edebilirsin, 30’da yapabilirsin, 50’de isyan edebilirsin ama 87. dakikada oyundan çıkan bir oyuncu o tür tavırlar sergileyemez yoksa başına iş alırsın. Aboubakar çok önemli oyuncu, taraftarımızın da sevdiği bir oyuncu, ekonomi benim içim değil, başkanın vereceği karar. Ekonomik olarak boyutu nedir, ne istiyor, kaç sene istiyor, onları bilmiyorum. Yorum yapmam çok doğru olmaz.”

“HULK İÇİN YALVARDIM”

“Ben devre arasında Hulk’u istedim, almadılar. Ekonomisi de çok büyük falan değildi, yalvardım alalım diye. Ekonomi var dediler, camianı korumak adına duruyorsun. Ne yapayım şimdi? Biz bu parayı ödeyemeyiz, limitimiz yok dediklerinde ne diyeceksin?”

“BEN KARAR VERECEĞİM”

“Her şeye sen mi karar veriyorsun diyorlar? Evet ben karar vereceğim tabii. Kim karar verecek? Oyuncularla ben antrenman yapıyorum, ben sahaya çıkıyorum. Takımın teknik direktörü benim. Başkası mı karar versin?” Öyle yapmak isteyen varsa gelsin çalışsın.”

“İTİRAZ ETMEYELİM Mİ?”

“İtiraz ediyorum, hoca çok itiraz ediyor diyorlar, ne yapalım? İtiraz etmeyelim mi? Benim işim kenarda takımın hakkını korumak. Canımız yandığında 4. hakem ile konuşuyoruz, bazen maksimuma çıkıyor. İtiraz ediyorsak ne yapalım, herkes etsin. İnsan nasıl itiraz eder? Ne var bu itiraz etme şeklinde? Herkes ellerini açıyor diye eleştiriyor. Elimi cebime koyunca da hiçbir şey yapmıyor, eli cebinde izliyor diyorlar.”

“HER ŞEYİ ANLATAMIYORUZ?”

“Sezon içinde çok zor süreçler de yaşadık, her şeyi anlatamıyoruz. Herkes her şeyi biliyor da işine geldiği gibi konuşuyor. Zor süreç yaşadık, sonra bir boşalma oldu, yeter dedik, bitsin artık dedik. Son maçtan önce odada oturuyoruz, maç bitsin de rahatlayalım diyoruz. Aylardan beri eziyet, bunlardan bir şey olmaz, şöyle olur, böyle olur, herkesi inandırma var, ekibi inandırma var, taraftarı inandırma var, hakemlerle ilgili konuşmalar var. Hakemlerle ilgili de konuşuyoruz, birini kırma amaçlı konuşmuyorum, kırdıysam da özür diliyorum. Bazen maçı kazansan bile oyun tatmin etmiyor, çok sağlıklı konuşamıyorsun. Maçı 2-0 kazanmışsın, oyun tatmin etmemiş, o da problem.”

“HER ŞEYİ ELEŞTİR AMA…”

“Beni eleştir ama antrenmanımı eleştirme. Sen nereden biliyorsun benim idmanımı? Birilerini arıyorsun, ne söylüyorlarsa ona inanıyorsun. Bir şey merak ediyorsan bana sor. Birinden çekineceğim, yalan söyleyeceğim falan benim öyle bir karakterim var mı? Ben sonucuna bakmam, o anda doğru neyse onu söyler ve ona bakarım.”

“EN ÖNEMLİ MAÇ KONYA MAÇIYDI”

“Bence bizim için en önemli maç, 10 kişilik Konya maçıydı. O maç, bizi sımsıkı birbirimize bağladı. Ondan önce 5 puan kaybetmiştik, orada da sıkıntı yaşasak oyuncuları kaybedebilirdik, engelleyemeyebilirdik. O gün taraftarın statta olmasını isterdim. Taraftarın oyuncuların mücadelesini sahada görmesini isterdim, onlar da inanırdı o zaman.”

“ERSİN’DE VE UTKU’DA ŞÜPHEM OLMADI”

“Ersin’e kaleyi teslim ettik, ‘Geç kaleye, istersen 150 tane gol ye, umrumda değil, geç kalede dur, nasıl durursan dur’ dedim. Ersin’i de Utku’yu da oynatırken en ufak şüphem olmadı. İsterse 100 tane gol yesinler. 20 yaşında kaleciyle Beşiktaş ne zaman şampiyon olmuş? Biz onlara güveniyoruz, hatalı gol yese bir sonraki maç yine oynayacak. Bir kaleciye ya güvenirsin, ya güvenmezsin, ortası olmaz. Güveni vermezsen yolda düşer. Sen 20 yaşındaki halini düşün, kolay mı? Hele böyle ortamda, her şeyin eleştirildiği bir ortamda.”

“TARAFTAR DESTEK OLSUN”

“Taraftar bizim için her şeyi yapıyor. Bizi destekliyor, tribünde olmasa da sosyal medyada bizi destekliyor, daha doğrusu arkamı kolluyor. Arkamızda dolaşan çok şeyler var, çok gündeme getiremiyoruz, kuyumuzu kazmaya çalışan çok insan oldu, Allah razı olsun taraftarlardan. Çok zorlu bir süreçte 2 şampiyonluk aldık, ben maçtan sonra ‘Bu kupalar onlara armağan olsun’ dedim. Herkes çok emek verdi, en büyük emek de oyuncularımızın. Oyuncularımızın taraftara çok ihtiyacı var, lütfen hepsine destek olsunlar.”

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
mobil uygulama geliştirme firmaları erkek giyim fethiye escort çanakkale escort smm panel instagram takipçi hilesi organik takipçi satın al bayan takipçi satın al takipçi satın al instagram beğeni arttırma instagram takipçi satın al ege tülek takipçi satın al takipçi satın al